Cuma, Şubat 18, 2011

Australia Macerası -4-


28,09,2010 dikiş günü...

Acele yapılması gereken numuneler vardı, yardım için Esra ile iş yerine gidip hazırladık. Akşam da Naciye ablanın ( Esra'nın kayınvalidesi) enfes lezzetli sofrasına konuk olduk. Bu güne ait fotoğraf olmadığı gibi aklımda kalan bişeyde yok.

Başka bi gün yoldan geçerken dikkatimi çeken eski Avustralya evlerinden birinin fotoiğrafını buraya ekleyeyim bari...



29.09.2010 Cabramata' ya gittiğimiz gün...
Kahvaltı için Esra'nın hazırladığı patlicanotti ( aslında adını bilmiyorum bu adı ben koydum )hızlıca tüketip bi güzel çıktık yolaaa...
Tarif için TıKLaYıN...



Ve işte Cabramata...



Kumaş almak maksadı ile gidip kumaştan çok çiçek alıp döndük. Uygun kumaşlar satılıyo fakat aradığım gibi az bulunuyor.Bulduklarımı aldım tabi. Bide nevresim aldım kullanışlı ve çok çok uygundu...
Anacım giderse bize ordan nevresim getirecek. Türkiye'de de var ama bu kadar iyisi bu kadar uygun değil.Hani illaki bişe getirceksen hediye olarak ben nevresim isterim dedim :P...





Esra'nın çiçek tutkusu. Gördümü geçemiyor. Yine aldık. Alıyor almaya da bahçeye aktarmada çok geç kalıyor. Çiçekler hep hayati tehlike yaşayıp zorta ayakta kalabiliyor :P...



30.09.2010 Auburn....



Hep araba ile dolaştığımız yerleri bide yaya dolaşalım istedim. Zor ikna ettim, hanımefendi çok alışmış 4 teker dolaşmaya...







Esra ben varya Auburn'u karıştırdığım kadar Sydney city i karıştırmıyom valla. Bi türlü oturtamadım ne nere çıkıo diye :)





Araya bi Zeynep. Shop gezecez diye morali bozulup moron takılan Zeynep...



Auburn okulu...



01.10.2010 Bu gün uzaktan kuzen Melek'te kahvalti yaptık...
Avustralya'ya en önce Melek'in ablası Fatma abla evlenip gitmişti. Bi 10 küsür yılın ardından benim kızkardeşim Esra, bikaç sene sonrada Melek'imiz gitti. Uzaklardalar ama çok güzel yaşam şartları var. Gördükten sonra o kadar üzülmüyorum gurbetteler diye. Allah huzurlarını daim etsin...
Bu arada kahvaltıda yok yoktu, fakat kapsamlı resmi silmişim yanlışlıkla. Börek ve şuan hatırlayamadığım bi çok şey vardı. Tek hatırladığım her şeyden tıkka basa yediğim :)...



Melekten sonra uçuş dersinden dönen Esra'nın eşi Mustafa'yı almaya gittik. Eve dönüp yemek yedik ve ailecek dondurma-çikolata yemeye gittik.

Bankstown city...



Dondurmalı çikolatalı wafle yedik hepimiz. Bu yer Bankstown'da. Arapların çoğunlukta olduğu bu city de gitmiş olduğumuz mekanda araplara ait. Yeni açılmış ve ilk açıkdığı gün Esra ve eltisi Havva bilmeden müşteri gibi gidip bi güzel yemişler. Oysa adam açılış günü hasebi ile sadece akrabalarına açıkmış o gün. Bizimkiler beleşe getirdiler tabi wafleları...



Çok şekerli olması dışında çikolatası güzeldi. Uff canım çektiiii...



Şekilleri çok hoşumuza giden bu bardaklardan bulamadık, alıp getircektim bu düz duramayan bardaklardan...



Pazartesi, Ocak 17, 2011

Asker Yolu Bekleriiiz Günleri Saya Saya


Bir Ankara macerası...

Aralık 2010 kardeşimi Ankara Etimesgut askeri birkiğine teslim ettik. Giderken ve dönerken yakaladığımız kareleri paylaşmak istedim...





















Dönerken...












Cuma, Aralık 10, 2010

Australia Macerası -3-


Bu post u bir hafta önce hazırladım tam yayımlamak istedim bi kaza oldu tümünü sildim. Çok fena şok oldum. Tekrar yayımlamaya konsantre olmak bi hafta sürdü.
Ve başlayalım bakalım...



23 eylül 2010 perşembe akşamı Esra'nın eltisi Havva bizim için barbekü daveti yaptı. Bizde tabi iştirak ettik. Yemeğe giderken karşı yöndeki trafiği ( bu görüntüyü özlemişim bana istanbulumu hatırlattı ) fotoğrafladım. Ama bu öyle böyle bi trafik değildi 15-20 km kadar uzunluktaydı. Ahh öyle istanbul'da olaydıııı hemen isyan çıkarırdık. Saatlerce o kazayı toparlayamadılar ( böyle yazmasam iyi olurdu ama napiiim içimdede kalamsın ) Australia'nın nüfusunun toplamı neredeyse istanbul kadarmış. Bunu duyunca çok şaşırmıştım. Türkiye'nin çok katı büyüklüğünde ama çölleride var tabi. Neyse biz konumuza dönelim...



Yemekten sonra mangalda kalan közle Hülya'cım ( Esra'nın görümcesi ) bize marshmallow kızarttı ( közledimi desem )...





25 eylül 2010 cumartesi akşamı ( gündüzünde ne yaptığımızı hatırlamıyorum, not ta almamışım ) neyse, elebaşı Esra önderliğinde ( ben ona Auburn kurdu diyorum ), Australyaya mesleki ingilizce öğrenmek için geçici süre orda bulunan Birgül'ün doğum gününe katıldık...



Araplara ait olan HRT&HRT adlı mekan fena bi yer değil...



Gece bitti...



Bu gün 26 eylül 2010 pazar. Esra'ların da tezgahı olan Sydney Market e gideceğiz. Sabah kahvaltıda Esra bize katoomba hazırlamıştı. Hoş katoomba orada bi yerin ismi, bu bezeninde fabrikası orda galiba ondan firmanın ismide bu. Bizim bildiğimiz bezenin yağlanmış hali dondurulmuş ve çiğ olarak satılıyor, alıyosun bi zahmet pişiriyosun. Henüz afgan ekmeğini keşfetmemiştik değişik değişik yiyoduk hersabah ne güzel. Bi keşif sonucu sabah akşam yağlanmış afgan ekmeği yedik yahuuu....



Arabaya bindik hazırııız...





Yolda giderkene...





Yukarda Sydney markete giriş kapısı...
Aşağıda, otoparktan inerken devasa marketin D bloku. Bizimkilerde orada...





Aborjinlerin yerli müziklerini daha çok sevdim ama buda güzeldi. Kızılderelilerin müziklerinden çok yerel kıyafetleri daha güzel :) burda giymemişler tabi :)



Sebze pazarı. Bizim pazarcılarımız nasılda özene bezene diziyolar, burası karışık karmaşık pahalı ama şeçme özgürlüğün var :)



İşte market, yani kapalı pazar :)



Ve Esra'ların tezgahı. Valiz ve oyuncak tezgağı. Valizlerin başındaki eniştepomuz :P
Alttaki fotoğrafta oyuncak tezgahları. Hülya ve İbrahim de buradan sorumlu...





Ve oyuncak tezgahının tanıdık virüsleri. Tüm oyuncakları deneyip en çok beğendiklerini alıp çıktık. Onlar burada oyuncak denedikleri sırada biz tüm pazarı gezdik ve alış-veriş yaptık...




Taşımakta zorlansa da hiç şikayet etmedi :)



Ertesi sabah 27 eylül 2010 pazartesi, yeni oyuncaklarıyla oynamaya doyamadıkları bi an :)



Kahvaltımızda şekillendirilmiş yumurta var. Bu gün 27 eylül 2010 Paramata'da ki bi alışveriş merkezine gidiyoruuuuuz...



Gittiğimiz alış-veriş merkezinin adı Westfield Shopping Centre...



Avm nin içinde çektiğim bi foto. yaklaşık yarım saat sonra yanımıza güvenliğin gelmesine sebep oldu. Biliom burada da yasak ama unutmuşum işte. Küçük makinelere bişe demiolar onlar fotoğraf çekmiyomu? Allah- Allah !!!



Shopping centre lara katlanmalarının tek sebebi bu oyuncaklar :)))





Eve bitkin dönüş, hayret uyuya kalmadılar...





Öyle hemen işimiz bitermi. Spotlight a uğramamız gerekiyordu. Zeynomun bakışına bakın yazık yaa minik polyannam benim...



Eve döndük dinlendik akşam yine dışarı çıktık. Buradada meşur olan hamburgerciye gittik. Hiç sevmem ama orada helal sertifikaları olunca tüm müslümanlar gitmeyi seviyor. Neyse alışkanlık yani. Çocuklarda oyuncaklara bayılıyor ...
Çok şükür yazabildim başına bi hal gelmeden hemen yayımlayayım. Gelecek yazıda Cabramata, Auburn ve Bankstown ve belkide fazlası olacak...