Pazar, Mart 15, 2015

Beykoz Malikanesinden....


Beykoz bahçemizi takip edenler bilir, ordan fatoğraflayıpta yayımlamadıklarımız...



















Pazar, Mart 01, 2015

Rize'nin Güz Hali...


Geçtiğimiz son baharın ilk günlerinde bir Rize seyehatim olmuştu. Fotoğraflarımı düzenlerken aklıma blogum geldi. Uzun zamandır ihmal ettiğim bloguma can gelsin niyeti ile Rize fotoğraflarından bir demet paylaşmak istiyorum...



İlk fotoğrafta baba ocağının olduğu mahalleye karşıki dağdan çekilmiş bi fotoğrafla başlayalım...



Üst foto evimizin ön tarafının manzarası. Burada balkon var yazın çay içmesi bammmbaska oluyor......



Burasıda evin yan tarafının manzarası...



Yürüyerek amca evinin bahçesine mandalina toplamaya çıktık, oradan bizim evin görünüşü var üst fotoda. Evimizin tam arkası...



Amca bahçesinden...



Gördükçe üzülüyorum, içi boş virane terk edilmiş köy gibi duruyor mahallemiz. Oysa eskiden nasıl şendi amca evi...



İki adet panaromic fotoyuda şuraya iliştirelim...



Üstteki evin manzarası. Alttaki bizim taraftan daha yukarıya çıkıp karşı mahallenin manzarası...



Ve altta evimizin henüz tadilat olmayan alt katı...



Bu gördüğünüz çubuk o kadar eski ki ben bile hatırlamıyorum bile... Babannem koymuş onu oraya sobanın arkasına denk gelirdi oraya çamaşırlar asılırdı :) babannem ve hiç tanımadığım dedem size de Mevlam rahmeti ile muamele etsin...



Görmüş olduğunuz bu raf bizim herşeyimizdi. Radyomuz orada dururdu kırmızıydı rengi. Nerede kim bilir belkide imha edildi :( Önemli herşey bu rafa konurdu...



Alt katın balkonundan harabe hali bile bana sevimli gözüken bir kare...



Alt katın mutfaktan arka bahçeye açılan kapının kilit sistemi :)



Ve alt katın giriş kapısı...

Eskiden kalma hatıralar...



Taliplisi olduğum babanne yadigârı...



Evden yine çıkıyoruz...



Değirmene doğru hafif yağmurla mini bir gezinti yaptık, işte yakından mahallemizin camisi...






Güz halini öyle sevdimki, ben hiç görmemiştim Kasımda da Rize bir başka....







Ve değirmen...

Şimdi dede (annemin babası) evine gidiyoruz...



Aynı açıdan birde yazın bi fotoğrafını çekmiştim. Sanırım o daha güzel :)



Kapı onundeki iskemle ( biz öyle deriz, nam-ı diğer tabure ) dedemindir. Kış yaz ordan kaldırılmaz. Kendisi aramızdan ayrılalı çok oluyor ama hatırası onu yureğimize hep hatırlatıyor. Canım dedem ve ninem Allah size merhameti ile muamele eylesin...



Hemen o kapının yanındaki mutfak camı...



Dede evinin arka bahçesi...



Annemin baba evinin karşıdan görünümü...



Çayeline indiğimizde mevsimin meyveleri bahçelerden toplanıp gelmiş...
Yakında Gürcistan seyehatinin fotoğraflarını paylaşacağım...


Cuma, Şubat 18, 2011

Australia Macerası -4-


28,09,2010 dikiş günü...

Acele yapılması gereken numuneler vardı, yardım için Esra ile iş yerine gidip hazırladık. Akşam da Naciye ablanın ( Esra'nın kayınvalidesi) enfes lezzetli sofrasına konuk olduk. Bu güne ait fotoğraf olmadığı gibi aklımda kalan bişeyde yok.

Başka bi gün yoldan geçerken dikkatimi çeken eski Avustralya evlerinden birinin fotoiğrafını buraya ekleyeyim bari...



29.09.2010 Cabramata' ya gittiğimiz gün...
Kahvaltı için Esra'nın hazırladığı patlicanotti ( aslında adını bilmiyorum bu adı ben koydum )hızlıca tüketip bi güzel çıktık yolaaa...
Tarif için TıKLaYıN...



Ve işte Cabramata...



Kumaş almak maksadı ile gidip kumaştan çok çiçek alıp döndük. Uygun kumaşlar satılıyo fakat aradığım gibi az bulunuyor.Bulduklarımı aldım tabi. Bide nevresim aldım kullanışlı ve çok çok uygundu...
Anacım giderse bize ordan nevresim getirecek. Türkiye'de de var ama bu kadar iyisi bu kadar uygun değil.Hani illaki bişe getirceksen hediye olarak ben nevresim isterim dedim :P...





Esra'nın çiçek tutkusu. Gördümü geçemiyor. Yine aldık. Alıyor almaya da bahçeye aktarmada çok geç kalıyor. Çiçekler hep hayati tehlike yaşayıp zorta ayakta kalabiliyor :P...



30.09.2010 Auburn....



Hep araba ile dolaştığımız yerleri bide yaya dolaşalım istedim. Zor ikna ettim, hanımefendi çok alışmış 4 teker dolaşmaya...







Esra ben varya Auburn'u karıştırdığım kadar Sydney city i karıştırmıyom valla. Bi türlü oturtamadım ne nere çıkıo diye :)





Araya bi Zeynep. Shop gezecez diye morali bozulup moron takılan Zeynep...



Auburn okulu...



01.10.2010 Bu gün uzaktan kuzen Melek'te kahvalti yaptık...
Avustralya'ya en önce Melek'in ablası Fatma abla evlenip gitmişti. Bi 10 küsür yılın ardından benim kızkardeşim Esra, bikaç sene sonrada Melek'imiz gitti. Uzaklardalar ama çok güzel yaşam şartları var. Gördükten sonra o kadar üzülmüyorum gurbetteler diye. Allah huzurlarını daim etsin...
Bu arada kahvaltıda yok yoktu, fakat kapsamlı resmi silmişim yanlışlıkla. Börek ve şuan hatırlayamadığım bi çok şey vardı. Tek hatırladığım her şeyden tıkka basa yediğim :)...



Melekten sonra uçuş dersinden dönen Esra'nın eşi Mustafa'yı almaya gittik. Eve dönüp yemek yedik ve ailecek dondurma-çikolata yemeye gittik.

Bankstown city...



Dondurmalı çikolatalı wafle yedik hepimiz. Bu yer Bankstown'da. Arapların çoğunlukta olduğu bu city de gitmiş olduğumuz mekanda araplara ait. Yeni açılmış ve ilk açıkdığı gün Esra ve eltisi Havva bilmeden müşteri gibi gidip bi güzel yemişler. Oysa adam açılış günü hasebi ile sadece akrabalarına açıkmış o gün. Bizimkiler beleşe getirdiler tabi wafleları...



Çok şekerli olması dışında çikolatası güzeldi. Uff canım çektiiii...



Şekilleri çok hoşumuza giden bu bardaklardan bulamadık, alıp getircektim bu düz duramayan bardaklardan...